Dedektif Vakaları
Dedektif Vakaları

@dedektifvakalar

38 تغريدة 2,309 قراءة Jun 17, 2023
23 YILDIR ÇÖZÜLEMEYEN ÇAĞLA TUĞALTAY CİNAYETİ!
5 Haziran 2000 yılında İstanbul, Şişli'de henüz 15 yaşındaki bir çocuk kendi evinde ölü olarak bulundu. Şişli, Fulya mahallesindeki evinde öldürülen Çağla Tuğaltay'ın katili hâlâ bulunamadı. Dava süresince iki şüpheli gözaltına alındı.
Çağla'nın öldürülmesine ilişkin davadaysa zaman aşımı 2020 yılında doluyordu ancak sosyal medyada yapılan paylaşımlarla savcılık suç faili olduğu düşünülen kişilerin ifade alma işlemlerinin devam ettiği gerekçesiyle zaman aşımının durdurulmasına karar verdi.
Daha önce dosya kapatılmıştı, 2009 yılındaysa İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın'ın talimatıyla özel bir ekip kuruldu. Görevlendirilen ekip de cinayeti aydınlatamadı. 2020 yılı başlarında cinayet Müge Anlı'da da incelendi ama yine bir sonuca ulaşılamadı.
Soruşturma derinleştirilerek devam ediyordu, peki ne olmuştu, Çağla Tuğaltay nasıl öldürülmüştü?
25 Eylül 1985 doğumlu Çağla Tuğaltay Levent Kız Meslek Lisesi'nde çocuk gelişimi bölümü öğrencisiydi. 5 Haziran 2000 tarihinde henüz 15 yaşında olan Çağla kendi evinde boğazı kesilerek hayatını kaybetmişti. Çağla Tuğaltay o gün okuldan gelmiş saat 16 gibi eve girmişti.
Annesi ve babasıyla, abisi o gün evde değildi. Babası iş yerinde çalışıyordu, annesi de iş yerine yakın olan bir doktora gitmişti, abisi de evde yoktu. Tek başına anahtarla kapıyı açıp eve girecek ve ailesini bekleyecekti, ancak hiç de böyle olmadı.
Annesi hastane randevusunda olduğu için okuldan eve döndüğünde yalnız kalan Çağla'ya bir süre ulaşamadı. Ardından annesi, yedek anahtarı bulunan komşuları arayarak Çağla'yı kontrol etmelerini istedi.
O dönemlerde oturdukları semtin orta, üst düzeyde gelire sahip insanların oturduğu daha çok nezih insanların yaşadığı bir semt olarak biliniyordu. Oturdukları apartmanın olduğu bölge normal bir yerdi, apartmana giren herhangi bir yabancı görülmemişti.
Ancak alt komşuları Çağla Tuğaltay'ın evlerinin kapısını bir kez açtığını iddia etti. Alt komşuya göre Çağla Tuğaltay'ın oturduğu evin kapısı sadece bir kez açılmış ve bir daha açılmamış ne de kapanmıştı.
Bu iddianın doğru olabileceği ancak kapının komşuların duymayacağı şekilde birden fazla kez açılmış olabileceği her zaman bir ihtimal dahilindeydi. Bir ara alt komşunun kızı Çağla Tuğaltay'ın bağırdığını duymuş ancak ailesiyle şakalaşıyor diye düşünüp yukarı çıkmayı düşünmemişti.
Bir başkaları tarafındansa herhangi bir şiddetli ses ve bağırma olmadığı da iddia ediliyordu. Olay günü yedek anahtarla girilen evde Çağla Tuğaltay'ın cansız bedeni, komşuları tarafından bulundu. Komşusu eve girdiğinde korkunç bir sahneyle karşı karşıya kaldı.
Çağla, erkek kardeşinin odasında yerde boğazı kesilmiş bir şekilde yatıyordu. Polis hemen olay yerinde soruşturma başlattı. Evden çalınmış tek eşya yoktu ve kapı girişi de zorlanmamıştı. Apartmana giren yabancı birini görende yoktu.
Cinayet aleti olan bıçak evin mutfağından alınmıştı ve üzerinde parmak izi bulunamamıştı. Garip olan katilin iç çamaşırını evde bırakmış olmasıydı, ardından katilin ayak izlerine de ulaşmak çok zor olmadı.
Polis bu olay yüzünden senelerce Çağla'nın apartmanının altını üstüne getirdi, 2 sene boyunca apartmanı ablukaya aldı. Katilin aynı apartmandan olabileceği tahmin ediliyordu ama kesin bilgi edinilemedi. Polis neredeyse o apartmanda yaşadı ancak bir bulguya hiçbir zaman ulaşamadı.
Katil bir erkek olduğu için o dönem apartmanda yaşayan erkeklerden parmak izi örnekleri alındı, cinayetten yıllar sonra 2013 yılında Çağla'nın tırnakları arasında katile ait DNA donesi tespit edilince o dönem apartmanda yaşayan kan ve DNA numunesi alındı.
Sadece aradan geçen zaman içinde vefat eden erkeklerden DNA numunesi alınamadı ancak apartmanda yaşayan erkeklerle, katilin DNA'sı arasında hiçbir eşleşme veya uyumluluk tespit edilemedi. Belki de ölen erkeklerden biriydi veya da değildi bunu asla bilemeyeceğiz.
O dönem olay yeri ekipleri evde inceleme yaparken katil zanlısının spermlerine rastladı, evdeki kanlı ayak izleri ve katilin profilini oluşturan bir diğer detayda katilin son derece rahat davranmış olmasıydı.
Kanlı ellerini lavaboda yıkayan katil, iç çamaşarını da olay yerinde unutması çok garip bir durumdu. Eve giren katil Çağla Tuğaltay'ın iç çamaşırını ya kendisi indirmişti ya da genç kız kıyafetlerini değiştirmek istediği sırada öldürülmüştü.
Bu olay hakkında çok fazla sayıda iddia ortaya atıldı. Çağla'nın oturduğu apartmanda bir komşularında evin anahtarı olduğu ve annesinin kızına ulaşamayınca bu komşudan kızını kontrol etmesini rica ettiği ve komşunun dehşet verici bir ölüm manzarasıyla karşılaştığı biliniyordu.
Annenin o gün doktora gidecek olduğunu sadece o komşunun bildiği iddia edildi ancak o komşudan alınan kan örnekleri de evde olan hasar görmüş DNA verileriyle uyuşmuyordu. Olayı haber alan ailenin eve gelir gelmez babasının genç kızın üstünü giydirdiği ve
kanları temizlediği bile iddia edildi ancak aile tarafından bu iddialar konusunda herhangi bir açıklama yapılmadığı için yalan olabileceği tahmin ediliyor. Cinayetin işlendiği 2000 yılına ait gazete haberlerinde cinayet büro polislerinin katilin çok rahat davrandığı,
pantolonu çıkarması, iç çamaşırını olay yerinde unutması, lavaboda elini yıkaması gibi detayların onun eve yabancı biri olmadığını gösterdiği ifadeleri yer alıyordu. Bu da önemli bir detaydı; o dönem Çağla'nın alt komşusu ifadesinde Çağla'nın ayaklarını vura vura yürüdüğünü,
evden çıktığını ve eve geldiğini anladığını söyledi. İfadesine göre olay günü Çağla eve geldi, kapı çaldı ve biriyle konuşmaya başladı. Komşusu tanıdık biri olduğunu buna emindi çünkü ona göre tanıdık bir ses tonuyla konuşuyorlardı, ancak ne konuştuklarını duymamıştı.
Komşunun ifadelerine göre kapının zorlanmamış olmasından dolayı savcılık, şüphelinin tanıdık biri ve erkek olduğu ihtimali üzerinde daha çok duruyordu. Çağla Tuğaltay'ın annesi Gülnur Saygı cinayetin aydınlatılması için Müge Anlı'nın programına katılarak yardım talebinde bulundu.
Faili meçhul cinayetin aydınlatılması için harekete geçen Müge Anlı, Çağla Tuğaltay cinayetinde çok sayıda ihbar aldıklarını, emniyetin 3 kişi üzerinde durduğunu ancak özellikle çok sayıda tecavüz vakasından içeri giren bir şahıs üzerinde durulduğunu belirtmişti.
Bir diğer bilgiye göreyse o zamanlar evin yakınında bir gecekondunun bulunduğuydu. Muhtemelen sürekli yasaklı madde kullanan ve pek de tekin olmayan bazı erkekler burada dolanıyordu. Bu gecekondunun sahibi yaşlı bir adammış ve daha sonraları buradan taşınmış.
Yaşı göz önüne alındığında muhtemelen şu an hayatta olmadığı da tahmin ediliyor. Ayrıca Çağla'nın ölmeden önce uzunca bir süre ürkek davranışlara sahip olduğu biliniyordu. Annesi Çağla'nın geceleri korkmaya başladığını ve kendisiyle uyuduğunu söylemişti.
Çalan kapılardan korkuyor, arabaya bindiği gibi kapıları kilitliyordu. Çağla'nın annesi Gülnur kızındaki değişimleri fark etmişti ama bu kadar ciddi ve sonunda kızının kaybına sebep olacak bir durum olduğunu bilmiyordu.
Belki de Çağla'nın korktuğu birileri vardı, belki de genel bir korkuydu ama genç kız korkmakta haklıydı ayrıca Çağla'nın katledildiği apartmanın bulunduğu mahallede bir sene önce 1999 yazında bir olay daha yaşanmıştı.
Hatta bu olay yüzünden psikolojisi bozulan ve temelli Almanya'ya göç eden bir kadının hikayesiydi bu; Bu kadın burada yaşarken sistematik bir biçimde tacize uğramıştı o zamanlar 19 yaşında ve yaşadığı evde devamlı olarak iç çamaşırları ve özel eşyaları kaybolmaya başlamıştı.
Yolda yürürken takip edildiğini ve izlendiğini hissediyordu. Eve kimden geldiği belli olmayan telefonlar geliyor, telefondaki kişi sadece nefes alıp veriyordu, sapıkça sesler çıkarıyordu. 90'lı yıllarda bu tür telefon sapıkları oldukça yaygındı.
Ayrıca bu sapık anlaşılması zor bir diksiyonla sapıkça sorularda soruyordu. Genç kız bu yüzden evde durmak istemiyordu, bir gün kendisi evde yokken kuzeni ve arkadaşı evde ve aniden bir adım kapıyı açıp zorla içeri girdi.
Orta boylu, dalgalı saçlı, iri gözlü, kemerli burun yapısına sahip esmer bir adamdı. İçeride birden fazla kişi olduğunu görünce süratle oradan kaçtı. Belki de Çağla'da öldürülmeden önce aynı şeyleri zaten yaşıyordu fakat ne yazık ki bunu da bilmemiz artık mümkün değil.
O dönemler aynı bölgede birçok kadın benzer hadiseler yaşadı, polis daha sonradan bölgedeki genç kadınları ve çocukları taciz eden ve kamuoyuna 'kasklı sapık' olarak yansıyan bir isim üzerinde yoğunlaştı.
Çağla'nın katili olabileceği düşünülüyordu, yıllar sonra kan ve DNA numuneleri alındı, parmak izi karşılaştırmaları yapıldı ancak elde edilen veriler Çağla'nın katiliyle ilgili hiçbir suretle eşleşmedi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Faili Meçhul Suçlar Bürosu Savcılığı, suç faili olduğu düşünen kişilerin ifade alma işlemlerinin devam ettiği ve incelemeler olduğu için bu nedenle zaman aşımını ortadan kaldırmıştı. Soruşturmaysa derinleştirilerek sürmeye de devam ediyor...
Birbirinden gizemli olaylar ve dedektif vakalarını okumak için bizi takip edin! 🔍 @dedektifvakalar
(Kaynak: Youtube - Onur Can Yenilmez)

جاري تحميل الاقتراحات...