4⃣-Kör Sadi Kahire’de kendisini İngiliz istihbarat memuru olarak tanıtan Celal adlı polisle tanıştı. Palu çevresinde bir isyan ve Gazi Paşa’ya suikast düzenleyebilmesi için para yardımı gerektiğini söyleyerek İngiliz büyükelçiliği ile görüşmesi için aracılık yapmasını istedi.
5⃣-Kör Sadi, İngiltere’nin bağımsız Kürdistan için tam desteğini alırsa tüm Kürtlerin ayaklanacağını söyleyerek daha geniş müzakere etmek istediğini belirtirken Celal tüm yetkinin kendisinde olduğunu söylüyor, aynı zamanda görüşmeleri Emniyet Müdürü Ekrem Bey’e rapor ediyordu.
6⃣-Ekrem Bey tüm raporları Ankara’ya İçişleri Bakanlığına göndermişti. Görüşmeler Şeyh Sait isyanı başlayınca da devam etti. İstanbul’da bulunan Seyyid Abdülkadir isyan bölgesine geçmek için İngilizlerden yardım talep ederek önceden kararlaştırılan paranın artırılmasını istedi.
8⃣-Kör Sadi mahkemede suçunu itiraf etti:
“Mr. Templen ile konuşmalarım Seyit Abdulkadir’in bilgisi ile yapılmıştır. Biz bu adamı hakiki İngiliz zannettik. Türk ve hatta emniyet memuru olduğunu katiyen anlamadık. Seyit Abdulkadir konuşmalar hakkında talimat veriyordu.
“Mr. Templen ile konuşmalarım Seyit Abdulkadir’in bilgisi ile yapılmıştır. Biz bu adamı hakiki İngiliz zannettik. Türk ve hatta emniyet memuru olduğunu katiyen anlamadık. Seyit Abdulkadir konuşmalar hakkında talimat veriyordu.
9⃣-Şeyh Sait’in oğlu Ali Rıza, iki gün Abdulkadir’in evinde oturdu. Ayaklanmayı o zaman düzenlediler. Bu sebepten dolayıdır ki, Abdulkadir ayaklanmayı daha önceden biliyordu. Zaten Abdulkadir’in haberi olmadan Kürdistan’da yaprak kıpırdamaz”
🔟-Bu sırada isyan zayıflamış, asilerin zorla dağa çıkardıkları köylüler köylerine dönmeye ve hükümete sığınmaya başlamışlardır. Bu kişiler şeyhlerinin kendilerini cebren sürüklediklerini söyleyerek silahlarını teslim etmişlerdi Şeyh Said’in yakalanmasına gelmiştir.
1⃣1⃣-Yakalanan Şeyh Said ve beraberindeki isyancılar da 6 Mayıs 1925 sabahında yargılanmak üzere Diyarbakır’a getirilirler. Sokağa çıkan Diyarbakır halkı da isyancıların getirilişini görmek için beklemektedir.
1⃣2⃣-İstiklal Mahkemesi Savcısı Ahmet Süreyya (Örgeevren) Bey’dir. Süreyya Bey’in anılarından öğrendiğimize göre Şeyh Said ve Süreyya Bey resmi olmayan bir görüşme yaparlar. Şeyh Said bu görüşmede Süreyya beyden affedilmesini talep eder.
1⃣4⃣- Yargılamaya geçilir. Şeyh Said mahkemede isyanı tertip etmesini kadere bağlar, “Hükümete şeriat meselesini anlatmak istedik. Hiç olmazsa bir kısmının icrasını talep edecektik. Allah Teâla’nın kaderi beni bu işe düşürdü. İçine bir düştüm, bir daha çıkamadım.” der.
1⃣5⃣-Mazhar Müfit Bey Yunan askeri yurdu işgal ettiğinde emrindeki 4000 adamla neden Yunanlıların üzerine yürümediğini sorar: Şeyh Said, “O zamanlar perişan haldeydik zamanımız olsaydı durmazdık” şeklinde cevap verir.
1⃣6⃣-Kasım Bey ifadesinde "Bir Türk öldürmek yetmiş gavur öldürmekten efdaldir." dediğini duyduklarını söylemesi üzerine Mazhar Müfit Bey “ Şeyh Said Efendi, sana din bunu mu emir ediyor?” der. Seyh Said sessiz kalır.
1⃣7⃣-Müfit Bey kararı açıklar: Bağımsız Kürdistan amacına yürüdünüz.Cumhuriyet ordusu bunu mahv ve perişan etti. Herkes bilmelidir ki genç Cumhuriyet hükümeti fesat ve irticaya izin vermeyecektir.İşte Cumhuriyet’in kahhar fakat adil kanunlarının hükmü budur.Mahkûmları götürünüz.”
1⃣8⃣- Şeyh Said İsyanı ile ilgili daha detaylı bir yazıyı Patreon hesabımda paylaştım.
patreon.com
patreon.com
1⃣9⃣- Siz de cüzi bir ücret karşılığında Patreon hesabıma üye olarak çalışmalarıma destek olabilirsiniz.
patreon.com
patreon.com
جاري تحميل الاقتراحات...