1- Mondros Ateşkes Antlaşması'nın hükümleri gereğince Osmanlı ordusu terhis edilmiş, Anadolu depolarında bulunan silahların sürgü kolları ile topların kamaları sökülerek sahile ve İstanbul depolarına taşınmıştı.
2) Oluşturulan en büyük silah depoları İstanbul ve Gelibolu Yarımadası’nda bulunuyordu. Bu depolarda Türk subayları da bulunmakla beraber, depoların kontrolü ve korunması tamamen İtilâf kuvvetleri tarafından yapılıyordu.
3) Atatürk ile irtibatlı çalışan bazı gizli cemiyetler İtilâf Devletlerinin ele geçirdikleri bu silah ve malzemeleri mümkün olduğunca İstanbul’dan Anadolu’ya kaçırmaktaydılar.
4) Zaman geçtikçe bütün bunlar yetersiz kalıyor, her geçen gün genişleyen mücadele cephesi ve yine sayıları gittikçe artan millî kuvvetlerimiz için daha geniş çapta silah ve cephaneye ihtiyaç duyuluyordu.
5) Akbaş silah deposu, Gelibolu Yarımadası’ndaki en büyük silah depolarından biriydi ve burada Kafkas cephesinde Ruslardan ele geçirilmiş olan silah ve teçhizat bulunuyordu.
6) Atatürk’ün Nutuk’ta yer alan “Akbaş denilen yerde, bir cephane deposu vardı. (...) Akbaş deposunda sekiz bin Rus tüfeği, kırk Rus Makineli tüfeği, yirmi bin sandık cephane bulunduğu tahmin ediliyordu.” sözleri de burada ki cephanenin büyüklüğünü anlamamıza yardımcı olacaktı.
9) Kazım Özalp anılarında Rıza Bey’in keşif faaliyetlerini şöyle anlatıyordu:
“Dramalı Rıza Bey, Biga’dan kıyafet değiştirerek ve iki arkadaşıyla Rumeli sahiline geçti. Bir hafta kadar Akbaş depolarının etrafında bir çoban kıyafetiyle tetkiklerde bulundu. Bazı köylülerle tanıştı"
“Dramalı Rıza Bey, Biga’dan kıyafet değiştirerek ve iki arkadaşıyla Rumeli sahiline geçti. Bir hafta kadar Akbaş depolarının etrafında bir çoban kıyafetiyle tetkiklerde bulundu. Bazı köylülerle tanıştı"
10) Dramalı Rıza Bey baskın için gereken bütün istihbarata ulaştıktan sonra Biga’ya geri döndü. Dramalı Rıza ve Hamdi Beyler, toplanılan istihbaratı değerlendirip baskının nasıl yapılacağı hususunda bir plan hazırlayarak gizli bir şifre ile Miralay Kazım Beye bildirdiler.
11) 26 Ocak 1920 gecesi bütün hazırlıklar tamamlanmış ve baskın operasyonu başlatıldı.
Cephaneliğin yollarını ve nöbetçilerin bulunduğu yerleri ezbere bilen Dramalı Rıza Bey adamları sessizce cephanelik alanına girdiler.
Cephaneliğin yollarını ve nöbetçilerin bulunduğu yerleri ezbere bilen Dramalı Rıza Bey adamları sessizce cephanelik alanına girdiler.
12) Önce cephaneliği koruyan dışarıdaki nöbetçileri seslerini dahi çıkarmalarına meydan vermeden etkisiz hale getirip, ellerinden silahlarını aldılar ve tutukladılar.
13) Arkasından Senegalli Fransız askerlerinin bulunduğu koğuşa baskın yapıldı. Her şeyden habersiz bir şekilde uyumakta olan bu askerlerde etkisiz hale getirildiler. Baskın o kadar ani ve sessiz yapılıyordu ki Fransız askerleri karşı koyacak zamanı bile bulamamışlardı.
14) Akbaş Cephaneliği Baskını büyük bir başarıyla gerçekleştirmişti. Üstelik tek bir silah atılmaksızın ve kan dökülmeksizin bu baskın başarıyla sonuçlandırılmıştı. Hemen cephanelikteki depoların kapıları açılarak, seri bir şekilde cephane ve silahların taşınmasına çalışıldı.
15) Özellikle Dramalı Rıza’nın cephane ve silahların taşınması için görevlendirdiği çeteci Tahir ve çetesinin mensuplarının çabalarıyla civar köylerden iki yüze yakın köylü toplanmıştı. İşte bu köylüler vasıtasıyla taşıma işi oldukça seri bir şekilde yapılıyordu.
16) Sayıları iki yüze yaklaşan bu kalabalık cephanelik ile kıyı arasında durmadan gidip geliyordu. Elbirliği içerisinde cephanelikteki silahlar gece yarısından önce taşınmış ve depolar boşaltılmıştı.
17) Dramalı Rıza Bey cephanelikteki silah ve cephanelerin tamamen taşınması bittikten sonra, daha önce kararlaştırıldığı üzere Bergos’ta bekleyen Hamdi Bey’e ateşle işaret vermek suretiyle haber verdi .
18) Dramalı Rıza Bey’in yaktığı bu ışık her şeyin başarıyla yapıldığın bir ifadesi idi. Dramalı Rıza Bey bu ateşle Hamdi Bey’e zaferini müjdeliyordu.
19) Köprülü Hamdi Bey’in Bergos’ten gönderdiği Bolayır motoru ile beraberinde gelen çok sayıdaki mavna ve kayıklara vakit geçirmeden Akbaş Cephaneliği’nden alınan silah ve cephaneleri yükletmeye başlamıştı.
20) Nihayet gecenin ilerleyen saatlerinde kıyıya taşınan bütün silah ve cephaneler kayık ve mavnalara yüklenmişti. Yüklenen bütün bu kayık ve mavnalar Bolayır motorunun yedeğinde Bergos iskelesine doğru hareket etmişti.
21) Bergos iskelesinde Birinci Dünya Savaşından bu yana görülmeyen bir hareketlilik ve canlılık vardı. Akbaş’tan getirilen silah ve cephanelerin yüklü olduğu kayık ve mavnalar yüklerini boşaltır boşaltmaz geldikleri yerlere dönmek üzere iskeleden ayrılıyorlardı.
22) Boşaltılan bir kayık veya mavnanın yerine hemen yüklü başka bir mavna ve kayık yanaşıyordu. Diğer taraftan gelen kayık ve mavnalardan kucaklarda ve sırtlarda taşınan silah ve cephaneler önce iskeleye getiriliyor, oradan da iskelede bekleyen kara taşıtlarına yükletiliyordu.
23) Başta Köprülü Hamdi Bey ve özellikle de Dramalı Rıza Bey olmak üzere orada bulunan bütün Kuvayı Milliyecilerin yüzü gülüyor, büyük bir iş başarmanın gururunu ve sevincini yaşıyorlardı. İskelede bekleyip yükünü alan araçlar bekletilmeksizin kafileler halinde yola çıkarılıyordu
24) Bu kafileleri korumak için de silahlı Kuvayı Milliyeciler görevlendirilmişti. Bu silah ve cephaneler önce Balcılar'a, sonra Balcılar’dan da alınarak Çan’a, oradan da Yenice köyüne taşınmıştı. Bu taşıma işinde ise o civarda sakin olan Yörüklerden yararlanılmıştı
25) Hamdi Bey bir süre sonra esir alınan Fransız askerlerini geri gönderdi ve şu notu bıraktı:
“Muhafazanız altında bulunan silahlar aslında bizimdir ve bize lâzımdır. Cephaneliği iki yüz kişi ile ben bastım. İçindekileri ben aldım. Askerlerinizin hiçbir kabahati yoktur. "
“Muhafazanız altında bulunan silahlar aslında bizimdir ve bize lâzımdır. Cephaneliği iki yüz kişi ile ben bastım. İçindekileri ben aldım. Askerlerinizin hiçbir kabahati yoktur. "
26) Kazım Özalp, baskının gerçekleştirildiğini bir telgraf ile Ankara'da bulunan Atatürk'e haber verdi. Bu haberden büyük bir memnuniyet duyan Atatürk 29 Ocak 1920’de karşılık verdi. Köprülü Hamdi Bey’i fedakar ve cesur hareketinden dolayı tebrik etti.
27) Akbaş baskını, İstanbul Hükümeti’ni ciddi olarak telaşlandırırken, başta Mustafa Kemal ve arkadaşları olmak üzere cephede savaşan kumandan ve askerlerimiz ile memleketin bütün kesimlerinde büyük bir sevinç dalgası yarattı.
28) Filmlere konu olacak bir operasyon sonucunda gerçekleşen Akbaş Cephaneliği baskını, İtilaf Devletlerinin oldukça canını sıkmış, baskınla birlikte İstanbul’un işgaline kadar uzayacak bir süreç başlamıştı.
29) Baskından sonra İtilaf devletleri İstanbul Hükümetine protesto çektiler. İstanbul’da Kuvvacılar sıkı takibe alındı. İngiliz Karadeniz Ordusu Komutanı Milne, Harbiye Nezareti’ne böyle bir olayın İstanbul’da olmaması için Maçka silah deposunun İngilizlerce korunmasını önerdi.
30) Bu arada Vahdettin ve İngilizlerin sadık adamı Anzavur, İngilizlerden aldığı dört bin tüfek, otuz mitralyöz, dört top ve çok sayıda cephaneyle birlikte isyana başladı.
Devamı var.⬇️⬇️⬇️
Devamı var.⬇️⬇️⬇️
31) Ahmet Anzavur ve Gavur İmam namıyla bilinen İmam Fevzi’nin adamları 16 Şubat 1920’de Biga’yı bastılar. Hamdi Bey durumu makine başında Kazım Bey’e anlatıp yardım istedi, Biga’dan ayrılarak silâhların bulunduğu Yenice köyüne bir an önce ulaşmak için yola çıktı.
32) Yenice’ye gitmek üzere yola çıkan ve durmaksızın at süren Hamdi Bey ve yanındaki birkaç adamı, dinlenmek için girdikleri İnova köyünde, Gavur İmam’ın adamlarınca tanındı. İsyancılar Hamdi Bey’i işkence ile delik deşik ederek öldürdükten sonra kafasını gövdesinden ayırdılar.
33) Beş gün sokak ortasında kalan cesedi gömmeye kimse cesaret edemezken, Bandırma’dan gelen 14. Kolordu Komutanı Yusuf İzzettin Paşa Hamdi Bey ve diğer şehitlerin cenazelerini Hükümet yanındaki camii avlusuna defnettirdi.
34) Hamdi Bey’le birlikte birçok kişiyi öldüren isyancıların hedefi artık Yenice köyündeki silâh deposu idi. Yenice köyüne getirilmiş bulunan silâhların büyük bir kısmı köydeki caminin içine koyulmuştu. Dramalı Rıza Bey, 40 civarında adamıyla Yenice’ye gelmişti.
35) Ele geçirilmesinde başrol oynadığı bu cephanenin muhafazası için her şeyi yapacaktı. Gerekirse bu uğurda canını bile seve seve vermeye hazırdı. Dramalı Rıza Bey, Biga ile herhangi bir haberleşme olmadığı için, orada olup bitenden ve Hamdi Beyin şehit edildiğinden habersizdi.
36) Yenice’yi kuşatan bu kuvvetler içerisinde Anzavur Ahmet ve Gavur İmam’a bağlı kuvvetler 800 kişi civarındaydı. Ayrıca Biga baskınında ele geçirilen iki dağ topu da, Yenice önlerine getirilmişti.
37) Dramalı Rıza Bey ise Yenice’yi kuşatanların sayısını ve bunların kimler olduğunu bilmemesine rağmen, gelişmelerin seyrinden bunların Anzavur Ahmet’in kuvvetleri olduğunu tahmin edebiliyordu. Az sayıdaki adamıyla, ne pahasına olursa olsun cephaneliği koruma kararındaydı.
38) Nitekim hiç düşünmeden çatışmaya girdi, vakit kazanmak istiyordu. Belki bu arada Balıkesir’den yardım geleceğini düşünüyordu.
39) Rıza Bey ve yanındaki az sayıda adamı, kendilerinden sayıca çok çok fazla olan Anzavur ve Gavur İmam kuvvetleri ile şiddetli bir çatışmaya girmiş, saatler boyunca çatışmışlardı.Ancak Balıkesir veya çevreden gelmesini ümit ettiği yardımcı kuvvetler de ortalıkta gözükmüyorlardı
40) Durum her geçen dakika Dramalı Rıza Bey aleyhine dönüyordu. Silâh ve cephaneliğin Anzavur Ahmet ve Gavur İmam kuvvetlerinin eline geçmemesi gerekiyordu. Böylesine çaresizlik içerisinde olan Dramalı Rıza Bey, artık bir karar almak gerektiğini düşünüyordu.
41) Dramalı Rıza Bey, istemeye istemeye silah ve cephaneleri imha etme kararı aldı. Aksi halde cephaneler Anzavur'un eline geçecekti.
42) Rıza Bey bu zor kararı uygulamak zorunda kaldı. Yenice köyü camisinin içinde ve diğer binalarda depolanmış silâh ve cephaneyi ateşe verildi. Kendisi ve sağ kalan adamlarından bir kaçı, cephaneliğin infilakı esnasında oluşan kargaşadan istifade edip kaçmayı başardılar.
43) Binbir cefa ile elde edilen bu silah ve cephaneyi kendi elleriyle yakmış olmasını bir türlü içine sindiremeyen Rıza Bey, bu olayı onur ve haysiyet kırıcı olarak görüyordu.
44) Dramalı Rıza Bey kaçarken cephaneliğin yanışını ağlayarak izlemiş, “Bu kadar can verdik, bu kadar uğraştık, kan döktük… Neticesi bu mu olacaktı? Ey Ferit Paşa, Allah’tan dilerim, seni gebertmek bana nasib olsun!..” diye bağırmıştı.
45) Dramalı Rıza Bey, İstanbul'da ortaya çıktı. Bütün kötü olayların sorumlusu olarak gördüğü Damat Ferit Paşa'yı öldürmek için hazırlık yaparken yakalandı. Damat Ferit'e suikast tertiplemek suçundan idam edildi.
46) Diğer taraftan İngilizler Akbaş’ta kalan silah ve cephaneler ile diğer cephaneliklerdeki malzemeyi depoladılar. Bir çok cephaneliğin korunmasını üstlendiler.
47) Bu durum üzerine İstanbul Hükümeti’ni protesto eden Atatürk, 21 Şubat 1920 tarihli telgrafında şunları söyledi:
👇👇👇👇👇👇👇👇👇👇👇👇👇👇👇👇👇👇
👇👇👇👇👇👇👇👇👇👇👇👇👇👇👇👇👇👇
48) “Akbaş cephanesinin bir kısmının İngilizlere iadesi hakkında yardımınızın sarf edilmemiş olmasını arzu ederdik. BOŞ BİR FİŞENK KOVANININ BİLE İNGİLİZLERE İADE EDİLMEMESİ DAHA MUVAFIK OLUR FİKRİNDEYİZ.
Temsil Heyeti Namına/Mustafa Kemal”
Temsil Heyeti Namına/Mustafa Kemal”
49) Akbaş Cephaneliği Baskını ile ilgili detaylı bir yazıyı Patreon hesabımda paylaştım. SİZ DE PATREON HESABIMA ÜYE OLARAK ÇALIŞMALARIMA DESTEK VEREBİLİRSİNİZ.
patreon.com
patreon.com
جاري تحميل الاقتراحات...