1) Öncelikle şiir de hakaret olmadığını belirtelim. Buradaki “kaltak” kelimesi “üzeri kaplanmış tahta eğer” anlamındadır. “İffetsiz kadın” anlamına gelmez.
16. Yüzyıldan günümüze kadar gelen bu anonim şiir, Osmanlı vergi sistemini eleştirmektedir.
16. Yüzyıldan günümüze kadar gelen bu anonim şiir, Osmanlı vergi sistemini eleştirmektedir.
3) "Anadolu’daki Türk cemiyeti birbirini izleyen uzun ve yorucu harbler, salgın hastalıklar ve kıtlıklar sebebi ile bir daha eski kuvvetini elde edemedi. Hattâ 19. yüzyılda Avrupalı seyyahlar, Hıristiyanların aksine Türk milletinin mahvolmaya doğru gittiğini müşahade etmişlerdir.
4)16. ve 17. yüzyıllarda çoğu Türk aslından olmayan Osm anlı müellifleri, Anadolu Türklerine ve bilhassa köylülere Etrâk-ı bî idrâk demişlerdir. Fakat bu müellifler ve bütün Osmanlı idarecileri, Anadolu Türklerinin devletin asıl dayanağını teşkil ettiklerini idrâk edememişlerdir.
5) Böylece Türk cemiyetine zaaf gelince Osmanlı devleti de kudretini kaybetti. Osmanlı, son asırlara kadar Anadolu’nun insanını ve servetini görülmemiş bir israfla harcamış, fakat ona hiçbir şey vermemiştir.
6) Anadolu halkı arasında idarecilere Osmanlı adı veriliyordu. Bu adın verilmesinde, mensuplarının saray ve ocaktan yetişmeleri ile kavmî bakımdan Türk halkından çıkmamalarının başlıca âmiller olduğu muhakkaktır.
7) Anadolu Türkleri bunlara âdeta yabancı ve müstevli bir zümre gözü ile bakıyorlardı. Osmanlı sınıfının mensuplan, Anadolu halkına bilhassa köylü ve göçebelere göre mağrur, haşin, hilekâr, sözünde durmaz, vefâsız ve gayri âdil insanlardır. " diyor Faruk Sümer hoca.
8) İşte böyle bir toplum yapısında ortaya çıktı bu şiir.
“Şalvarı şaltak Osmanlı.
Eğeri kaltak Osmanlı.
Ekende yok, biçende yok,
Yemede ortak Osmanlı”
Peki, şiirlere konu olacak kadar fazla mı vergi alıyordu Osmanlı idarecileri?
“Şalvarı şaltak Osmanlı.
Eğeri kaltak Osmanlı.
Ekende yok, biçende yok,
Yemede ortak Osmanlı”
Peki, şiirlere konu olacak kadar fazla mı vergi alıyordu Osmanlı idarecileri?
9) OSMANLIDA VERGİ SİSTEMİ
Osmanlı’da 40 adım uzunluğunda ve genişliğinde olan toprak parçasına DÖNÜM, 60 ila 150 dönüm arasındaki toprak parçasına ise ÇİFT (ÇİFTLİK) denirdi. Toprağın sahibi devletti. Halk ise, ektiği toprağın sahibi olmayıp bir nevi kiracısı durumundaydı.
Osmanlı’da 40 adım uzunluğunda ve genişliğinde olan toprak parçasına DÖNÜM, 60 ila 150 dönüm arasındaki toprak parçasına ise ÇİFT (ÇİFTLİK) denirdi. Toprağın sahibi devletti. Halk ise, ektiği toprağın sahibi olmayıp bir nevi kiracısı durumundaydı.
10) TAPU VERGİSİ: Köylü, devlete ait toprağı (çiftliği) kiralayıp ekip biçebilmek için Tapu Vergisi öderdi. Tapu Vergisi kiralanan toprağın bir yıllık ürününün getirdiği gelir kadardı. Bir kez ödeyen toprağı ömür boyu ekip biçebilirdi.
11) ÇİFT VERGİSİ: Tapu Vergisini ödeyip toprağı ömür boyu ekip biçme hakkına sahip olan köylü, evli olmak koşuluyla ayrıca her yıl Çift Vergisi ödemek durumundaydı. Çift Vergisi genellikle 50 Akça olarak alınırdı.
12) BENNAK VERGİSİ: Çift sahibi olmayan evli halka “Bennak” denilir ve bunlardan “Bennak Vergisi” alınırdı. Herhangi bir toprağı işlesin veya işlemesin her Müslümandan bu vergi alınırdı. Bu nedenle Bennak, bir "kulluk vergisi" idi.
13) MÜCERRED VERGİSİ: Bekâr fakat ailesine muhtaç olmadan kendi geçimini sağlayan Müslüman erkeklere “Mücerred” denir ve bunlardan “Mücerred Vergisi” alınırdı. Genellikle 6 akçe olarak alınırdı. Geliri olmayanlar Tımar sahibinde belli süre ırgatlık yaparak vergilerini öderlerdi.
14) ÖŞÜR VERGİSİ: Öşür kelime olarak “onda bir” anlamına gelir ve Osmanlı’da halkın ürettiği zirai üründen 1/10 oranında alınan vergidir. Ancak uygulamada hasat edilen ürünün yarısının alındığı bile görülmüştür.
15) Öşür aynî ve nakdî şekilde tahsis edilebilirdi. Aynî şekilde tahsis edildiğinde köylü buğday hasat etmiş ise bunun belli miktarını Tımarlı Sipahiye verirdi. Şiirdeki “Ekende yok biçende yok, yemede ortak Osmanlı” ifadesi tam olarak buna karşı bir isyanı ifade eder.
16) SALARİYE VERGİSİ: Tımar sahipleri adına harman yerine gelip hasat miktarını ve alınacak vergiyi ölçen memurun kendisinin ve hayvanlarının yeme içme ihtiyaçlarını karşılamak üzere köylüden aldıkları vergiye Salariye Vergisi deniliyordu.
17) AĞNAM VERGİSİ: Küçükbaş hayvan sahiplerinden alınan vergidir. Müslüman ya da Gayrimüslim ayrımı yapılmadan havyan sahiplerinden 2 koyuna 1 akça olarak alınırdı. Koyun başına sabit bir vergi olduğu için hangi sancakta kaç hayvan bulunduğunu tespit etmekte yararlı bir vergiydi.
18)KÖM VERGİSİ: Otlak vergisi olarak da bilinen bu vergi sürülerini başkalarının tımarında otlatanlardan yılda bir kere alınırdı. 300 koyuna 1 âlâ yani iyi koyun olarak belirlenmişti.
19) HAYVAN SUÇLARI VERGİSİ: Bir kişinin hayvanı başka birinin ekinine girip zarar verirse hayvan sahibinden alınan vergidir. 5 Akça, karşı tarafın zararının karşılanması ve hayvan sahibine hayvan başı 5 sopa vurulması şeklindedir.
21) Köylüyü ilgilendirmeyen vergi kalemlerini yazmaya gerek görmedim. Buraya kadar bahsedilen vergiler, Anadolu Türkmenlerince hiçbir zaman kabul görmemiştir. Osmanlı Devletine karşı yapılan Türkmen ayaklanmalarının temelinde yüksek vergi uygulamalarına olan başkaldırı yatar.
22) “Şalvarı şaltak Osmanlı, Eğeri kaltak Osmanlı, Ekende yok, biçende yok, Yemede ortak Osmanlı” şiiri de 16. Yüzyılda Osmanlı vergi sistemine karşı yazılmış anonim bir şiirdir ve nesilden nesle aktarılarak günümüze kadar gelmiştir.
23) Patreon hesabımda konuyla ilgili bir yazı paylaştım.
patreon.com
patreon.com
24) Siz de küçük bir ücret karşılığında Patreon hesabıma üye olarak hem çalışmalarıma destek verebilir, hem de Patreon’a özel içeriklerden faydalanabilirsiniz.
patreon.com
patreon.com
جاري تحميل الاقتراحات...